Bir Web Sitesi Kullanıcıyı Sitede Tutmayı Nasıl Başarır ve Neden Çoğu Site Bunu Yapamaz
İnternette en büyük sorunlardan biri şudur: Siteye ziyaretçi gelir ama kalmaz. Trafik vardır ama etkileşim yoktur. Sayfaya girilir, birkaç saniye bakılır ve çıkılır. Bu durum birçok işletmenin farkında olduğu ama tam olarak nedenini çözemediği bir problemdir.
Aslında mesele oldukça basittir ama çözümü detaylıdır. Bir web sitesinin başarısı sadece ziyaretçi çekmekle ölçülmez. Asıl başarı, gelen kullanıcıyı içeride tutabilmektir. Çünkü kullanıcı sitede ne kadar uzun kalırsa, o kadar etkilenir, o kadar güvenir ve o kadar karar vermeye yaklaşır.
Ama çoğu site bu noktada başarısız olur. Çünkü kullanıcıyı siteye getirmeye odaklanır ama içeride tutmayı planlamaz.
Bir kullanıcı bir siteye girdiğinde aslında çok kısa bir sürede bir karar verir. Kalacak mı, çıkacak mı? Bu karar çoğu zaman 3–5 saniye içinde oluşur. Eğer site bu kısa sürede kullanıcıyı yakalayamazsa, o kullanıcıyı geri kazanmak neredeyse imkansızdır.
Peki bazı siteler bunu nasıl başarıyor da bazıları başaramıyor?
Bunun temelinde ilk izlenim yatar. Kullanıcı siteye girdiği anda karşılaştığı görüntü, onun kalıp kalmayacağını belirler. Eğer site dağınık, eski veya amatör görünüyorsa kullanıcı düşünmeden çıkar. Çünkü internette kimse risk almak istemez. Ama site sade, düzenli ve profesyonelse kullanıcı bir süre daha kalır.
Bu yüzden birçok işletme ilk izlenimi güçlendirmek için hazır web sitesi çözümlerini tercih ederek baştan doğru bir yapı kurar. Çünkü ilk saniyede kaybedilen kullanıcı geri gelmez.
Ancak kullanıcıyı tutmak sadece görünümle sınırlı değildir. Asıl mesele, kullanıcının siteye girdikten sonra neyle karşılaştığıdır. Kullanıcı bir siteye girdiğinde aslında bir şey arıyordur. Bir hizmet, bir bilgi ya da bir çözüm… Eğer site bu ihtiyacı hızlı ve net bir şekilde karşılayamazsa kullanıcı çıkar.
Çoğu sitenin yaptığı hata tam olarak budur. Kullanıcıyı karşılayan içerik ya çok karışıktır ya da çok yüzeyseldir. Ne anlatıldığı belli değildir. Kullanıcı neye baktığını anlamaz ve bu da onu siteyi terk etmeye iter.
Ama kullanıcıyı tutan siteler farklı çalışır. Daha ilk andan itibaren kullanıcıya şunu hissettirir: “Doğru yerdesin.” Bu his oluştuğunda kullanıcı sayfada kalır.
Bu hissin oluşması için en önemli şey netliktir. Siteye giren bir kullanıcı birkaç saniye içinde şunu anlamalıdır: Bu site ne iş yapıyor, bana ne sunuyor ve neden burada kalmalıyım?
Eğer bu üç soru hızlıca cevaplanıyorsa kullanıcı kalır. Ama cevaplanmıyorsa çıkar.
Bunun yanında içerik yapısı da kullanıcıyı tutmada büyük rol oynar. Uzun ama boş içerikler kullanıcıyı sıkabilir. Ama uzun ve dolu içerikler kullanıcıyı içine çeker. Burada önemli olan uzunluk değil, içerik kalitesidir.
Birçok site sadece “yazı olsun” diye içerik ekler. Ama kullanıcı bunu anlar. Çünkü içerik yüzeyseldir, tekrar doludur ve gerçek bir değer sunmaz. Bu da kullanıcıyı uzaklaştırır.
Ama gerçekten anlatan, açıklayan ve kullanıcıya bir şey katan içerikler kullanıcıyı tutar. Çünkü kullanıcı fayda gördüğü yerde kalır.
Bu yüzden içerik üretimi sadece SEO için değil, kullanıcı için yapılmalıdır. Bu süreci doğru kurmak isteyenler genelde web sitesi yaptırma rehberini inceleyerek içerik ve yapı dengesini birlikte kurar.
Kullanıcıyı sitede tutan bir diğer önemli unsur ise akıştır. Site içindeki geçişler mantıklı olmalıdır. Kullanıcı bir sayfadan diğerine rahatça geçebilmelidir. Ne yapacağını bilmelidir. Eğer site içinde kayboluyorsa ya da yön bulamıyorsa çıkar.
Bu yüzden başarılı siteler kullanıcıyı yönlendirir. Hangi sayfaya bakmalı, nereden iletişime geçmeli, hangi bilgiyi incelemeli… Bunların hepsi açık şekilde sunulur.
Ayrıca hız da bu süreçte kritik bir rol oynar. Yavaş açılan bir site kullanıcıyı sabırsızlandırır. Ama daha önemlisi güveni zedeler. Çünkü kullanıcı şunu düşünür: “Site bile düzgün değil.” Bu düşünce oluştuğu anda kullanıcı çıkmaya meyillidir.
Mobil uyumluluk da aynı derecede önemlidir. Günümüzde kullanıcıların büyük bir kısmı telefondan girer. Eğer site mobilde düzgün çalışmıyorsa, kullanıcı o siteye ikinci bir şans vermez.
Bir diğer önemli nokta ise samimiyettir. Kullanıcılar artık klasik ve robotik metinlerden sıkılmış durumda. Daha doğal, daha gerçek ve daha anlaşılır bir dil görmek ister. Bu tarz içerikler kullanıcıyla bağ kurar.
Bağ kurulan site terk edilmez.
Sektöre uygunluk da kullanıcıyı tutan unsurlar arasındadır. Eğer site bulunduğu sektöre uygun bir dil ve yapı kullanıyorsa kullanıcı kendini doğru yerde hisseder. Bu da kalma süresini artırır.
Örneğin araç kiralama hizmeti veren bir işletme, doğrudan bu sektöre uygun hazırlanmış rent a car web sitesi tasarımlarını kullanarak kullanıcıyı daha hızlı etkileyebilir.
Çoğu sitenin başarısız olmasının sebebi aslında karmaşık değil. Kullanıcıyı anlamamalarıdır. Kendi bakış açılarıyla site kurarlar ama kullanıcının ne düşündüğünü hesaba katmazlar.
Ama başarılı siteler kullanıcı gibi düşünür. Onun ne aradığını, neye baktığını, neyi sevdiğini bilir. Ve siteyi buna göre kurar.
İnternette kullanıcıyı tutmak zor değildir. Ama doğru yapılmadığında imkansız hale gelir. Çünkü kullanıcı sabırsızdır, seçicidir ve hızlı karar verir.
Bu yüzden bir web sitesinin amacı sadece ziyaretçi çekmek değil, o ziyaretçiyi içeride tutabilmektir. Çünkü gerçek değer orada başlar.
Kullanıcıyı tutabilen site kazanır. Tutamayan site ise sadece izlenir ve unutulur.